Çocuklarda Eklerin Edinimi Hakkında

Çocuklar adlandırma (bebek, top, dede vb) yapmaya başladıktan sonra eylem (al, gel, otur vb) türünde sözcükleri kullanmaya başlarlar. Bir süre sonra ise bu isim ve eylemleri bir araya getirerek basit tümceler oluştururlar. Çocuk “anne gel, baba al, dede at …” gibi basit kalıplarla çoğunlukla sadece isteklerini ifade edebilir. Karmaşık anlatımlar yapmak için bu tür bir dil kullanımı onu sınırlar. Çünkü anlatımda ekler ve bağlaçlar eksiktir.

Anadili Türkçe olan çocuklarla yapılan çalışmalarda ilk kelimelerini söyleyen bir çocuğun eylem kullanımlarında –di’li geçmiş zaman ekini (bitti, gitti, düştü…vb) kullandığı görülmüştür. İsme gelen eklerden durum ekleri(-i, -e, -de), çoğul ekleri (-ler, -lar), iyelik ekleri (-m), tamlama eklerinin (-nın, -sı) 24 aylık oluncaya kadar kullanıldığı gözlemlenmiştir (Topbaş ve ark, 1996).

Ekleri kullanmadan konuşan 2 yaşında bir çocuk normal gelişim sınırlarında dolaşırken, 3 buçuk yaşını geçmiş bir çocuğun ek olmadan konuşması dil ve konuşma gelişiminde bir gerilik olduğunu düşündürür.

  • Anne park git (anne parka gidelim)
  • Abi okul git hayır (abi okula gitme /gitmesin)
  • Kız şapka uç (kızın şapkatu)

Örneklerde de görüldüğü gibi anlatımların açıklığını sağlayan en büyük etkenlerden birisi ek kullanımıdır. Çocuk ekleri edindikten sonra anlatımları uzayacağı için bağlaç (çünkü, ama ..vb) kullanımına geçecektir. Bu da neden-sonuç, olumsuzluk, olay sıralama gibi daha üst seviyedeki dil becerilerine geçiş sağlamasını kolaylaştıracaktır.

Çocuğunuz 3 yaşını geçmiş olmasına rağmen hala ekleri kullanmıyor, sözcükleri yalın haliyle tercih ediyorsa mutlaka uzman bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almanızı tavsiye ediyoruz. Türkiye’de dil ve konuşma terapistleri derneğine bağlı bulunan tüm uzmanlara www.dktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

İyelik/ Tamlama ekleri çalışma kartları için yayınlarımızı takip edebilirsiniz.

  • Nesi Var? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Ekim 2017
  • Nerede? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Mart 2018
  • Neyle? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Haziran 2018

 

Konuşma Sesi Bozukluğu Nedir?

Dil ve konuşma becerileri gelişirken her konuşma sesinin(harflerin) öğrenildiği belli bir yaş aralığı vardır. Bu yaş aralığı sonrasında sesin konuşma içinde uygun olarak üretilmesi bu sesin edinildiğinin göstergesidir. Topbaş, S.(2005)’ın ülkemizdeki çocuklarla yaptığı çalışmaya göre 3yaş 6aylık döneme kadar hece başı ve hece sonu pozisyonlarda bulunan tüm sesler (%90 oranda) çocuklar tarafından edinilmektedir.

Artikülasyon hataları çocuklar konuşmayı yeni öğrenmeye başladığında sıklıkla görülür. Bu süreçte:
arı     yerine;        ayı

kedi    yerine;       tedi

süt   yerine;        tüt

gibi hatalı kullanımlar görülebilir. Bir çok çocuk öğrenme sürecinin bir parçası olan bu hataları kısa süre içinde düzeltecektir. Normal gelişim sınırları dışında (3,5 yaş sonrasında) artikülasyon hatalarına devam eden çocukların mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Fonolojik bozuklukta görülen hatalar da artikülasyon bozuklukları gibi anlaşılırlığı etkiler. Ancak fonolojik bozuklukta hata örüntüleri daha karmaşık ve kimi zaman tutarsız yapıdadır. Mutlaka uzman dil ve konuşma terapisti tarafından çözümlenmesi gereklidir. Bu hata örüntülerinden bazıları;

  • önleştirme, (kedi yerine tedi)
  • artlaştırma, (taş yerine kaş)
  • seslerin yer değiştirmesi, (askı yerine aksı)
  • hece/ses yitimi,(dondurma yerine doduma)
  • benzeşim işlemleri, (portakal yerine popapay)
  • duraklaştırma, (gar yerine kar)
  • akıcıların değiştirilmesi (salı yerine sayı) gibi

çok sayıda hata örüntüsü beraber ya da tek başına bulunabilir. Buradaki hata örüntülerini detaylandırırsak;

Hece/ses yitimi vurgulu veya vurgusuz bir sözcüğü oluşturan hecelerden birinin söylenmemesi, silinmesidir.

  • /telefon/    yerine          /tefon/          

Seslerin yer değiştirmesi: Sözcüğü oluşturan ünsüzlerin (veya hecelerin) birbiri ile yer değiştirmesidir.

  • /şemsiye/     yerine      /şesmiye/    
  • /reçel/          yerine     /leçer/

Dil ve konuşma terapisti çocuğun yaptığı hata örüntüsünü değerlendirir ve buna göre bir terapi planı hazırlar. Terapi programının sürdürülmesi ve ailenin terapistle işbirliği içinde olmasıyla çocuk daha kolay, hızlı biçimde doğru üretimi yapabilecektir.

Terapinin Önemi

Konuşma sesi bozukluğuna sahip çocuklarda konuşma anlaşılırlığı düşük olduğu için bu çocuklar okul öncesi dönemde akranlarıyla iletişim problemleri yaşamakta, ilköğretimin ilk yıllarında ise akademik olarak zorlanmaktadır. Bu durumda, konuşma sesi bozukluğu olan çocukların erken tespit edilmesi ve kısa sürede rehabilite olmaları önem taşır.

Konuşma anlaşılırlığı düşük olduğu fark edilen bir çocuk mutlaka uzman dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirme almalı, terapistin belirlediği sıklıkta terapiye başlamalıdır.

NOT: Değerlendirme aldığınız kişinin Dil ve Konuşma Terapisti olup olmadığı hakkında mutlaka ön araştırma yapınız. Sertifika ya da kısa süreli eğitimlerle terapi yaptığını iddia eden kişiler konusunda dikkatli olunuz. Dernek üyesi tüm terapistlere ulaşmak için www.dktd.org adresini inceleyebilirsiniz.

      Faydalı Olabilecek Yayınlar

      Kaynaklar

  • Ege, P., 2010, Türkçe’deki Ünsüzlerin Edinimi: Bir Norm Çalışması, 25(65), s.16-34, Türk Psikoloji Dergisi.
  • Topbaş, S.(ed.), 2005, Dil ve Kavram Gelişimi, Kök Yayıncılık
  • www.asha.org

“Çocuğum Büyüyor Ama Konuşmuyor”

Parkta, okulda ya da sokakta isteklerini ağlayarak, işaret ederek, “ıh-ıh” diye göstererek anlatmaya çalışan çocuklarla hepimiz mutlaka karşılaşmışızdır. Çocuklar büyüyor, herşeyi anlıyor, akıllı telefonları kullanıyorlar. Kimi zaman “konuşmadan tüm derdini anlatıyor hocam” diyen ailelere şahit oluyoruz. Peki bu durum ne kadar/ ne zamana kadar kabul edilebilir?

Hem yurtdışında hem de ülkemizde yapılan araştırmalar 3 yaşını doldurmuş çocukların dil gelişiminin büyük oranda tamamlandığını gösteriyor.  Bebeklerin 1 yaş civarı ses taklitleri yaptığını, 2 yaş civarı birçok nesneyi tanıdığını, 50’ye yakın sözcük söyleyebildiğini, 3 yaşına geldiklerinde ise basit cümleler kurduğu biliniyor. Bu gelişimin her geçen gün yeni kelimeler öğrenmesiyle katlanarak arttığı bilgisini de ekleyelim.

3 yaşını doldurmuş ancak isteklerini, ihtiyaçlarını ifade etmekte güçlük çeken bir çocuğun mutlaka Uzman Dil ve Konuşma Terapisti tarafından değerlendirme alması gerekir. Terapist (DKT) değerlendirme sonucuna göre bir müdahale planı hazırlar. Örnek videomuzu izleyip çevrenizdeki ailelerle paylaşımda bulunabilir, dernek bünyesinde bulunan tüm Dil ve Konuşma Terapistlerine  www.tdktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Fonolojik Farkındalık Hakkında

Fonolojik farkındalık becerisi okuma yazma becerilerini geliştirmek adına önem taşır. İyi düzeyde fonolojik farkındalık sahibi olan bir çocuk sesleri manipüle ederek (değiştirerek) kelimelerle oynayabilir. Örneğin kuş kelimesini seslerine ayırması istendiğinde k-u-ş diyerek tek tek sesleri çıkarabilir.

Fonolojik farkındalık;ekran-resmi-2016-10-31-12-56-32

  • İki sözcüğün birbiriyle uyaklı/kafiyeli olup olmadığını bulma (ör. yastık-fıstık)
  • Cümle içinde geçen sözcük sayısını belirleyebilme
  • Sözcük içindeki hece sayısını belirleyebilme (ör. merdiven; 3 hece, bilgisayar; 4 hece….vb)
  • Heceleri birleştirebilme (ör. /ma/ hecesi ve /yo/ hecesini birleştir; mayo)
  • Heceleri atabilme (ör. karga kelimesinden /ga/ yı at; kar)
  • Sözcük içinde geçen sesleri tanımlayabilme (ör. top kelimesinde hangi sesler var?; t-o-p)
  • Sözcük içindeki sesleri atma/bir araya getirme (ör. masa sözcüğünün sonuna /l/ getir; masal, elmas kelimesinden /s/yi çıkar; elma)

gibi becerileri içerir.

FONOLOJİK FARKINDALIK NEDEN ÖNEMLİDİR?

Fonolojik farkındalık okuma becerisinin temelini oluşturduğu için önemlidir. Çocuklar kendilerine sesli okunan yazıları/hikayeleri dinleyerek, sonra kelimedeki sesleri fark ederek, sesleri kendileri üreterek, benzer kelimeleri bularak okumayı öğrenirler. Kelime oyunlarıyla birlikte çocuk kelime içindeki dizilimi(paterni) fark eder ve bu bilgiye ulaşması okumayı kolaylaştırır.

 

FONOLOJİK FARKINDALIK İLE İLGİLİ NE ZAMAN ÇALIŞILMALI?

Fonolojik farkındalık ile ilgili araştırmalara bakıldığında en erken 3 yaş grubu çocukların bu tip çalışmalar için uygun olduğu görülmüştür. Fonolojik farkındalık çalışmaları kolaydan zora doğru ilerler. Örneğin 3 yaşında bir çocuk kelimeyi hecelerine ayırmayı öğrenebilir ancak kelime içinde geçen sesleri tanıyıp tek tek söyleyebilmesi daha sonraki yaşlara ait bir beceridir.

Öğrenme güçlüğü olan birçok çocuğun fonolojik farkındalık becerisini edinmekte zorlandığı da görülmüştür. Okula hazırlık döneminde fonolojik farkındalık konusunda eksikliği olduğu fark edilen çocuklarla bu konunun çalışılması, ilköğretime başlamadan önce çocuğun kelimeler, cümleler ile ilgili dizilimi/düzeni oluşturmasına yardımcı olacaktır.

 

FONOLOJİK FARKINDALIK ÇALIŞMALARINI KİMLER YAPAR?

Ülkemizde fonolojik farkındalık çalışmaları daha çok okul öncesi öğretmenleri ve özel eğitim uzmanları tarafından kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda Amerika ve Avrupa’da bulunan Dil ve Konuşma Terapistleri Dernekleri, konuşma sesi sistemini en yakından tanıyan grubun Dil ve Konuşma Terapistleri (DKT) olduğunu ve fonolojik farkındalık çalışmalarında DKT’lerin önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bunun en önemli nedeni DKT’lerin konuşma sesinin üretimini, gelişimini (ör. /k/ sesinin hangi yaş aralığında üretildiği gibi ) harflerle seslerin ilişkisini ve fonolojik farkındalık basamaklarını bilmesidir.

DKT konuşma sesi bozuklukları (artikülasyon, fonolojik bozukluk) hakkında çalışırken fonolojik farkındalık çalışmalarına yer verebilir. Örn:

  • /ka/ hecesiyle başlayan ya da biten sözcüklerin söylenmesi, çalışmalarda kullanılması,
  • /p/ sesi kelimenin başında mı, sonunda mı, ortasında mı olduğunun oyunlarla fark ettirilmesi,
  • sözcüklerin hecelenerek söylenmesinin kolaylaştırıcı etkisinin öğretilmesi gibi (mer-di-ven, bil-gi-sa-yar…vb)

NOT: Yukarıdaki örnekler herhangi bir sıra/yaş belirlemeden durumu genel olarak açıklaması açısından verilmiştir.

 

Kaynaklar

  • Gillon, G., 2002, Phonological Awareness Intervention for Children: From the Research Laboratory to the Clinic, The Asha Leader, Vol.7, 4-17
  • Rvachew, S., Grawburg, M., 2006, Correlates of Phonological Awareness in Preschoolers wit Speech Sound Disorders, JSL.
  • www.asha.org

Faydalı Olabilecek Yayınlar

Otizmde Dil ve Konuşma Terapisi

OTİZMDE NASIL BİR EĞİTİM/TEDAVİ PROGRAMI OLMALI?

Otizmin tanılanması ve tedavisinde bir ekip çalışması olması ilerleyişi olumlu yönde etkiler. Bu ekipte;

  • çocuk nöroloğu,
  • çocuk psikiyatristi,
  • özel eğitim uzmanları
  • dil/konuşma terapistleri
  • ergoterapist (iş-uğraş terapisti)
  • fizik tedavi uzmanı rol alır.

Dil ve konuşma terapistinin otizmde kilit rol oynamasının nedeni sosyal beceriler ve iletişimde yaşanan zorluğun bu gelişimsel bozuklukta ilk belirti olarak görülmesidir.

DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ ÇOCUĞUNUZA NASIL YARDIMCI OLUR?

Dil ve konuşma terapistleri çocuğunuzun anlaması, konuşması, soru sorması uygun sosyal beceriler geliştirmesine yardımcı olur. Bu becerileri geliştirirken Floortime, ABA, PROMPT, PECS gibi eğitim yöntemlerini de terapilere dahil edebilir. Dil ve Konuşma Terapisti çocuğunuzun;

  • Ortak dikkat
  • Yüz ifadelerini anlama ve kullanmaekran-resmi-2016-10-31-12-56-08
  • Yönergeleri takip etme
  • Diğer kişilerle anlaşma gibi beceriler geliştirmesine yardımcı olur.

Dil ve konuşma terapisti çocuğunuzun kelimeleri anlamasını ve  kullanmasını sağlar;

  • Soru sorma ve cevaplama
  • Konuşurken sıra alma
  • Yardım isteme
  • Konuşmayı uygun şekilde başlatma/bitirme

Dil ve konuşma terapisti çocuğun anlatım becerilerinin gelişmesini sağlar;

  • Uygun eklerin kullanımı (isme gelen ekler, fiile gelen ekler)
  • Resimli kitaplara bakarak anlatım yapma
  • Bir olayı uygun sıraya göre anlatabilme

Otizmli çocuk yiyeceklere karşı tepki geliştirmişse (koku, tat, görünüm, doku nedeniyle olabilir)   Dil ve konuşma terapisti yeni yiyecekler denemesinde yardımcı olabilir.

Kaynaklar

  • www.asha.org
  • Korkmaz, B., Dil ve Beyin, 2005