Okul öncesinde “Güçlerimizi Birleştirelim!”

Erken müdahaleyi mümkün kılan kişiler anne babalar olduğu kadar dikkatli ve bilgili okul öncesi öğretmenleridir. Anne babalar çocuklarının dil ve konuşma gelişimini okuduklarıyla, çevreden duyduklarıyla ya da çocuklarının iletişimini gözlemleyerek takip ederler. Araştırmalar bu konuda oldukça iyi birer gözlemci olduklarını göstermektedir. Ancak çocuğu ev ortamı dışında gören ve onunla günün büyük bir kısmını geçiren okul öncesi öğretmenlerinin de görüşleri oldukça büyük önem taşır.

Çocuk istekte bulunurken kendini ifade edebiliyor mu, arkadaşlarıyla oynarken anlaşılırlığı iletişimi ne kadar etkiliyor, ifade sırasında utanma ya da öfke ortaya çıkıyor mu… İşte tüm bunlara ve daha fazlasına şahit olanlar öğretmenlerimiz! Bu yazıda öğretmenler dil ve konuşma konusunda Ne zaman? Kimleri? Nereye? yönlendirmeli sorularına cevap arayacağız.

Dil ve Konuşma Terapistine Hangi Çocukları Yönlendirmeliyiz?

  • 3 yaşını doldurmuş ancak isteklerini hala işaretlerle ifade eden,
  • 4 yaşını doldurmuş, konuşarak iletişim kuran ancak hala anlaşılırlığı çok düşük olan,
  • 5 yaşını doldurmuş /l/ ve /r/ seslerini üretmekte zorluk çeken,
  • fonolojik farkındalık becerisinin düşük olduğu görülen,
  • 3-5 yaş aralığında dönem dönem kekemelik benzeri takılmaları olan,
  • iletişim kurduğu kişinin niyetini anlamakta, duyguları okumakta güçlük çeken,
  • göz temasından kaçınan, bedensel farkındalığı zayıf ve farklı dokulara karşı hassasiyeti olan çocukları dil ve konuşma terapistine yönlendirmek faydalı olacaktır.

Terapiste yönlendirmek her zaman çocuğun terapi almasını gerektirmeyebilir. Bazen aileye ve öğretmene verilen öneriler çocuğun ilerlemesine katkıda bulunur. Kimi zamansa öneriler yeterli olmaz terapiye başlayan çocuğun gelişmesini izleyen ve onu destekleyen ailesi kadar okul öncesi öğretmeni olacaktır.

Dil ve Konuşma Bozuklukları Derneği’nin web sitesinden tüm terapistleri görebilir, ailenin kendine uygun olan terapiste ulaşmasını sağlayabilirsiniz. (Dernek üyeleri bahsi geçen alanda lisans ya da yüksek lisans derecesiyle mezun olmuş kişilerdir)

Doğru ve erken yönlendirme sayesinde çocukların okula hazırlık süreci daha sağlıklı olacaktır. Okul Öncesi Öğretmenleri ve Dil ve Konuşma Terapistleri, “Güçlerimizi Birleştirelim!”

Kekemelik Hakkında Neler Biliyoruz?

İletişimde konuşmanın anlaşılırlığı kadar akıcılığı da önem taşır. Akıcılık konuşmanın belli bir devamlılık ve hızda sürdürülmesidir. Kekemelik konuşma akıcılığını olumsuz yönde etkileyen dil ve konuşma bozukluklarından biridir. Akıcılık bozulduğunda konuşmanın devamlılığı kesintiye uğrarken, çaba artar, konuşma hızında değişiklikler görülür. Kekemelik çoğunlukla 2-7 yaş arasında ortaya çıkar. Bu yaş aralığında dil gelişiminde de hızlı bir ilerleme olmasıyla birlikte çocuktaki takılmalar belirgin bir hal alabilir. Kekemeliğin görülme sıklığı erkeklerde 4 kat daha fazladır. 2-5 yaş aralığındaki çocukların %80’inde görülen kekemelik kendiliğinden geçer.

Konuşurken birçoğumuz ufak tefek dil sürçmeleri, takılmalar yaşarız. Arada bir yaşanan bu akıcısızlıklar konuşma içinde normal sayılır. Ancak bu takılmaların sürekli hale gelmesi ve iletişimin devamlılığına engel olması konuşmada bir güçlük olduğunu düşündürür.

Kekemelikte “ba-ba-ba-na bakar mısın?, ge-ge-geliyorum” örneklerindeki gibi hece tekrarları, “ssssu istiyorum, aaaaa-nne gel” gibi ses uzatmaları görülebilir. Kimi zaman ise konuşmaya başlamadan önce kas gerilimi o kadar artmıştır ki bloklarla beraber konuşmanın başlatılması güçleşir.

Tekrar, uzatma ve bloklara ek olarak birtakım ikincil davranışlar (göz kırpma, ayağı yere vurma), kimi sözcükleri sık kullanma (yani, şey, işte…), bazı sözcüklerden kaçınma gibi davranışlar da gözlemlenebilir. Konuşurken kekeleyen çocuk çevreden gördüğü tepkiye bağlı olarak kaygı, endişe, utanma gibi duygular da yaşayabilir.

Kekemeliğin nedeni hakkındaki bilimsel çalışmalar halen devam etmekte olup tek bir nedene bağlı olmadığı bilinmektedir. Genetik, nörofizyolojik ve çevresel etmenlerin bu konuda belirleyici olduğu görülmektedir.

Çevrenizde kekemelik ile başa çıkmaya çalışan bir çocuk varsa aşağıdaki ipuçlarına dikkat ederek onun iletişim kurmasını kolaylaştırabilirsiniz.

  • Çocuğun söylemek istediği kelimeyi ya da cümleyi bitirmeye çalışmayın.
  • “Yavaşla”, “derin nefes al” , “acele etme” gibi öneriler vermekten kaçının.
  • Çocuk konuşurken göz temasını kesmeyin ve yüzünüzde kaygılı bir ifade olmamasına dikkat edin. Çocuğun nasıl söylediğinden çok, ne söylediğine odaklanın.
  • Kekeleyen bir çocukla konuşurken kendi konuşmanızı doğal bir biçimde yavaşlatın.
  • Yoğun takılmalar olduğunu gözlemlediğiniz günlerde çocuğun evet-hayır şeklinde kısa cevaplar verebileceği soruları tercih edin.
  • Çocuğa “neden böyle konuşuyorsun?”, “birini mi taklit ediyorsun” gibi sorular sormayın.
  • Çocuk konuşurken takıldığı zamanlarda “kekeleme”, “güzel konuş”, “heyecanlanma” gibi yorumlarda bulunmamaya dikkat edin.

Konuşurken sıklıkla tekrar, uzatma, blok gibi takılmalar yaşayan bir çocuğun uzman dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alması, ailenin konu hakkında bilgilendirilmesi ilerleyen yıllarda kekemeliğin kalıcı olmaması adına iyi bir önlem olacaktır. Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği bünyesinde bulunan tüm terapistlere; www.tdktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de kekemelik ile ilgili kurulan ilk resmi derneğe www.kekemelerdernegi.com adresine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

NOT: Bu yazıda okul öncesi grupta görülen kekemelik ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki kişiler uzman eşliğinde terapi tekniklerini öğrenebilir, dil ve konuşma terapisinden fayda görebilirler.

 

Terapi sürecinde çocuklarla kullanılabilecek resimli kaynaklar:

Çocuklarda Eklerin Edinimi Hakkında

Çocuklar adlandırma (bebek, top, dede vb) yapmaya başladıktan sonra eylem (al, gel, otur vb) türünde sözcükleri kullanmaya başlarlar. Bir süre sonra ise bu isim ve eylemleri bir araya getirerek basit tümceler oluştururlar. Çocuk “anne gel, baba al, dede at …” gibi basit kalıplarla çoğunlukla sadece isteklerini ifade edebilir. Karmaşık anlatımlar yapmak için bu tür bir dil kullanımı onu sınırlar. Çünkü anlatımda ekler ve bağlaçlar eksiktir.

Anadili Türkçe olan çocuklarla yapılan çalışmalarda ilk kelimelerini söyleyen bir çocuğun eylem kullanımlarında –di’li geçmiş zaman ekini (bitti, gitti, düştü…vb) kullandığı görülmüştür. İsme gelen eklerden durum ekleri(-i, -e, -de), çoğul ekleri (-ler, -lar), iyelik ekleri (-m), tamlama eklerinin (-nın, -sı) 24 aylık oluncaya kadar kullanıldığı gözlemlenmiştir (Topbaş ve ark, 1996).

Ekleri kullanmadan konuşan 2 yaşında bir çocuk normal gelişim sınırlarında dolaşırken, 3 buçuk yaşını geçmiş bir çocuğun ek olmadan konuşması dil ve konuşma gelişiminde bir gerilik olduğunu düşündürür.

  • Anne park git (anne parka gidelim)
  • Abi okul git hayır (abi okula gitme /gitmesin)
  • Kız şapka uç (kızın şapkatu)

Örneklerde de görüldüğü gibi anlatımların açıklığını sağlayan en büyük etkenlerden birisi ek kullanımıdır. Çocuk ekleri edindikten sonra anlatımları uzayacağı için bağlaç (çünkü, ama ..vb) kullanımına geçecektir. Bu da neden-sonuç, olumsuzluk, olay sıralama gibi daha üst seviyedeki dil becerilerine geçiş sağlamasını kolaylaştıracaktır.

Çocuğunuz 3 yaşını geçmiş olmasına rağmen hala ekleri kullanmıyor, sözcükleri yalın haliyle tercih ediyorsa mutlaka uzman bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almanızı tavsiye ediyoruz. Türkiye’de dil ve konuşma terapistleri derneğine bağlı bulunan tüm uzmanlara www.tdktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

İyelik/ Tamlama ekleri çalışma kartları için yayınlarımızı takip edebilirsiniz.

  • Nesi Var? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Ekim 2017
  • Nerede? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Mart 2018
  • Neyle? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Haziran 2018

 

Çocuklarda Geç Konuşma

NORMAL KONUŞMA SÜRECİ NASIL İLERLER?

  • Çocuk 1yaş civarında ilk sözcüklerini söyler.
  • 2 yaşına geldiğinde yaklaşık 50 sözcük söyleyebilir, sizin söylediğiniz bir çok şeyi anlar.
  • 3 yaş civarında 2-3 öğeli cümleler kurabilir, 250’ye yakın sözcüğü söylemesi beklenir.

Dil ve konuşma gelişimi 3 yaşını doldurmuş bir çocukta büyük oranda tamamlanır. Mevcut bilgiye yenileri eklenerek süreç devam eder. Çocuk 3 yaş sonrasında isteklerini basit bir dille belirtir, söylenileni anlar ve yeni sözcük öğrenimi her gün katlanarak artar.

GECİKMİŞ DİL VE KONUŞMA TANISI NEDİR?

Çocuk 3 yaşını doldurmuş ancak;

  • hala işaretlerle iletişim kuruyorsa,
  • isteklerini anlatamadığında ağlama, öfke belirtileri görülüyorsa,
  • konuşmaya dair herhangi bir çabası ve istekliliği yoksa,
  • işitme testi sonuçlarına göre duyma kaybı yoksa,
  • nörolojik olarak herhangi bir tanı almamışsa,
  • genetik olarak herhangi bir tanı almamışsa,

gecikmiş dil ve konuşmadan söz edilebilir.

Değerlendirme Nasıl Yapılır?

DKT (Dil ve Konuşma Terapisti) değerlendirme için, çocuğunuzun o anki durumuna göre standart bir testi uygulayabilir, çocuğun anne-baba/bakıcı ile ilişkisini doğrudan gözlemleyebilir ya da her iki yöntemi birden tercih edebilir. Kendisine bilgi aktarımı yapabilecek, okul öğretmeni, rehber öğretmen, fizik tedavi uzmanı, özel eğitim uzmanı gibi kişilerle iletişime geçmesi de önem taşır.

Terapi Nasıl Bir Süreçtir?

Terapist değerlendirme sonrasında çocuğun dil ve konuşma gelişimine göre program hazırlar. Terapi süreci çocuğun ilgisini çekecek oyuncaklarla başlar ve güven ilişkisi ile beraber ses taklitleri, sözcük tekrarları, cümle yapıları, soru-cevaplarla devam eder. Çocuğun konuşma çıktılarının hem aile hem de terapist tarafından pekiştirilmesi ilerlemeyi hızlandırır.

kukla

Geç Konuma Tanısı Alan Çocuğumla Neler yapabilirim?

Çocuğunuz geç konuşma tanısı aldıysa evde aşağıdaki etkinlikleri yapmanızın faydası dokunacaktır:

  • Çocuğunuzla sözel iletişim kurmaya dikkat edin. Bu onun yeni kelimeler öğrenmesine yardım edecektir.
  • Her gün ona kendi seviyesine uygun resimli bir kitap okuyun. (dikkat süresine göre sayfa sayısını belirleyebilirsiniz)
  • Okuduğunuz kitabın görsellerine dikkat çekin.
  • Çevrenizde gördüğünüz nesneleri ona gösterin ve tanıtın. Markette, okulda, parkta.. vb (hadi salıncağa gidelim, bak salıncak, çocuklar salıncakta sallanıyor gibi)
  • Çocuğunuzla konuşurken aranızda bir dil oluşturun. (işaretler yerine konuşma sesleri çıkarmasını sağlayın, “su” isterken her zaman doğru sesi çıkaramayabilir, ilk olarak “u” ya da “du” gibi benzetmelerini düzeltmeyin, pekiştirin.)
  • Çocuğunuz konuşmak istediğinde fırsat tanıyın, sorularına cevap verin.
  • Çocuğunuzu soru sormaya teşvik edin.
  • Sorulan sorulara cevap vermede çocuğunuza süre tanıyın.
  • Televizyon, tablet ve telefon kullanımını sınırlandırın. Bu süreyi konuşmaya, oyuna ve beraber kitap bakmaya ayırın.

GEÇ KONUŞMA NEDENLERİ

Çoğunlukla dil ve konuşma gecikmesinin kesin olarak nedeni bilinememektedir. Ancak okul öncesi gruptaki çocukların geç konuşma nedenleri aşağıdakilerden biri olabilir.

  • Dil ve konuşma gecikmesiyle ilgili aile geçmişi
  • Prematüre doğum
  • Düşük doğum ağırlığı
  • İşitme kaybı
  • Otizm
  • Zihinsel yetersizlikler
  • Genetik Sendromlar
  • Serebral Palsi
  • Beyin hasarı
  • Felç

Çocuğun Geç Konuşması İlerleyen Yıllarda Ne gibi Sorunlara Neden Olur?

  • Akademik başarı (okula başlandığında dikkat, öğrenme, komutları takip etmede güçlük)
  • Okuma yazma (okuma becerilerinde zorlanma, konuşma sesi farkındalığı edinmede güçlük)
  • Psikolojik etkiler (kendini yetersiz hissetme, öfke duygusuna kapılma)
  • Sosyolojik etkiler (arkadaşları tarafından dışlanma, grupla hareket etmede güçlük, kurallara uymada zorlanma)

Faydalı Olabilecek Yayınlar