Kekemelik Hakkında Neler Biliyoruz?

İletişimde konuşmanın anlaşılırlığı kadar akıcılığı da önem taşır. Akıcılık konuşmanın belli bir devamlılık ve hızda sürdürülmesidir. Kekemelik konuşma akıcılığını olumsuz yönde etkileyen dil ve konuşma bozukluklarından biridir. Akıcılık bozulduğunda konuşmanın devamlılığı kesintiye uğrarken, çaba artar, konuşma hızında değişiklikler görülür. Kekemelik çoğunlukla 2-7 yaş arasında ortaya çıkar. Bu yaş aralığında dil gelişiminde de hızlı bir ilerleme olmasıyla birlikte çocuktaki takılmalar belirgin bir hal alabilir. Kekemeliğin görülme sıklığı erkeklerde 4 kat daha fazladır. 2-5 yaş aralığındaki çocukların %80’inde görülen kekemelik kendiliğinden geçer.

Konuşurken birçoğumuz ufak tefek dil sürçmeleri, takılmalar yaşarız. Arada bir yaşanan bu akıcısızlıklar konuşma içinde normal sayılır. Ancak bu takılmaların sürekli hale gelmesi ve iletişimin devamlılığına engel olması konuşmada bir güçlük olduğunu düşündürür.

Kekemelikte “ba-ba-ba-na bakar mısın?, ge-ge-geliyorum” örneklerindeki gibi hece tekrarları, “ssssu istiyorum, aaaaa-nne gel” gibi ses uzatmaları görülebilir. Kimi zaman ise konuşmaya başlamadan önce kas gerilimi o kadar artmıştır ki bloklarla beraber konuşmanın başlatılması güçleşir.

Tekrar, uzatma ve bloklara ek olarak birtakım ikincil davranışlar (göz kırpma, ayağı yere vurma), kimi sözcükleri sık kullanma (yani, şey, işte…), bazı sözcüklerden kaçınma gibi davranışlar da gözlemlenebilir. Konuşurken kekeleyen çocuk çevreden gördüğü tepkiye bağlı olarak kaygı, endişe, utanma gibi duygular da yaşayabilir.

Kekemeliğin nedeni hakkındaki bilimsel çalışmalar halen devam etmekte olup tek bir nedene bağlı olmadığı bilinmektedir. Genetik, nörofizyolojik ve çevresel etmenlerin bu konuda belirleyici olduğu görülmektedir.

Çevrenizde kekemelik ile başa çıkmaya çalışan bir çocuk varsa aşağıdaki ipuçlarına dikkat ederek onun iletişim kurmasını kolaylaştırabilirsiniz.

  • Çocuğun söylemek istediği kelimeyi ya da cümleyi bitirmeye çalışmayın.
  • “Yavaşla”, “derin nefes al” , “acele etme” gibi öneriler vermekten kaçının.
  • Çocuk konuşurken göz temasını kesmeyin ve yüzünüzde kaygılı bir ifade olmamasına dikkat edin. Çocuğun nasıl söylediğinden çok, ne söylediğine odaklanın.
  • Kekeleyen bir çocukla konuşurken kendi konuşmanızı doğal bir biçimde yavaşlatın.
  • Yoğun takılmalar olduğunu gözlemlediğiniz günlerde çocuğun evet-hayır şeklinde kısa cevaplar verebileceği soruları tercih edin.
  • Çocuğa “neden böyle konuşuyorsun?”, “birini mi taklit ediyorsun” gibi sorular sormayın.
  • Çocuk konuşurken takıldığı zamanlarda “kekeleme”, “güzel konuş”, “heyecanlanma” gibi yorumlarda bulunmamaya dikkat edin.

Konuşurken sıklıkla tekrar, uzatma, blok gibi takılmalar yaşayan bir çocuğun uzman dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alması, ailenin konu hakkında bilgilendirilmesi ilerleyen yıllarda kekemeliğin kalıcı olmaması adına iyi bir önlem olacaktır. Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği bünyesinde bulunan tüm terapistlere; www.tdktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de kekemelik ile ilgili kurulan ilk resmi derneğe www.kekemelerdernegi.com adresine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

NOT: Bu yazıda okul öncesi grupta görülen kekemelik ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki kişiler uzman eşliğinde terapi tekniklerini öğrenebilir, dil ve konuşma terapisinden fayda görebilirler.

 

Terapi sürecinde çocuklarla kullanılabilecek resimli kaynaklar:

Çocuklarda Eklerin Edinimi Hakkında

Çocuklar adlandırma (bebek, top, dede vb) yapmaya başladıktan sonra eylem (al, gel, otur vb) türünde sözcükleri kullanmaya başlarlar. Bir süre sonra ise bu isim ve eylemleri bir araya getirerek basit tümceler oluştururlar. Çocuk “anne gel, baba al, dede at …” gibi basit kalıplarla çoğunlukla sadece isteklerini ifade edebilir. Karmaşık anlatımlar yapmak için bu tür bir dil kullanımı onu sınırlar. Çünkü anlatımda ekler ve bağlaçlar eksiktir.

Anadili Türkçe olan çocuklarla yapılan çalışmalarda ilk kelimelerini söyleyen bir çocuğun eylem kullanımlarında –di’li geçmiş zaman ekini (bitti, gitti, düştü…vb) kullandığı görülmüştür. İsme gelen eklerden durum ekleri(-i, -e, -de), çoğul ekleri (-ler, -lar), iyelik ekleri (-m), tamlama eklerinin (-nın, -sı) 24 aylık oluncaya kadar kullanıldığı gözlemlenmiştir (Topbaş ve ark, 1996).

Ekleri kullanmadan konuşan 2 yaşında bir çocuk normal gelişim sınırlarında dolaşırken, 3 buçuk yaşını geçmiş bir çocuğun ek olmadan konuşması dil ve konuşma gelişiminde bir gerilik olduğunu düşündürür.

  • Anne park git (anne parka gidelim)
  • Abi okul git hayır (abi okula gitme /gitmesin)
  • Kız şapka uç (kızın şapkatu)

Örneklerde de görüldüğü gibi anlatımların açıklığını sağlayan en büyük etkenlerden birisi ek kullanımıdır. Çocuk ekleri edindikten sonra anlatımları uzayacağı için bağlaç (çünkü, ama ..vb) kullanımına geçecektir. Bu da neden-sonuç, olumsuzluk, olay sıralama gibi daha üst seviyedeki dil becerilerine geçiş sağlamasını kolaylaştıracaktır.

Çocuğunuz 3 yaşını geçmiş olmasına rağmen hala ekleri kullanmıyor, sözcükleri yalın haliyle tercih ediyorsa mutlaka uzman bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almanızı tavsiye ediyoruz. Türkiye’de dil ve konuşma terapistleri derneğine bağlı bulunan tüm uzmanlara www.tdktd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

İyelik/ Tamlama ekleri çalışma kartları için yayınlarımızı takip edebilirsiniz.

  • Nesi Var? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Ekim 2017
  • Nerede? (kutu oyunu) Mirket Yayınları, Mart 2018

 

Zihin Kuramı Hakkında

Yakın zamanda Sayın Yrd. Doç. Dr. Alev Girli’nin anlatımıyla İstanbul’da düzenlenen Otizm Spektrum Bozukluğunda Zihin Kuramı eğitimine katıldım. Kendisine bu eğitime gelip bilgilerini bizlerle paylaştığı için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Zihin Kuramı hakkında öğrendiklerimin kısa bir özetini buradan paylaşacağım. Daha detaylı bilgi için yazının sonundaki kaynaklar kısmına göz atabilirsiniz.

ZİHİN KURAMI NEDİR?

“Zihin kuramı” başkalarının zihinsel durumlarından (düşünceler, inançlar, istekler ve niyetler vb) anlam çıkarma, bu bilgiyi onların ne söyleyeceklerini yorumlamada kullanabilme, nasıl davranacaklarını sezebilme ve bir sonra ne yapacaklarını tahmin edebilme becerisi olarak tanımlanır (Howlin, Baron-Cohen, Hadwin, 2016).

Normal gelişim gösteren çocuklar yaklaşık 18. ayda ‘istemek, sevmek’ gibi akli durum belirten sözcükleri kullanmaya ve istekleri hakkında konuşmaya başlamaktadırlar. İçsel durumların erken dönemde anlaşılmasının, akli durumların anlaşılmasını da sağladığı düşünülmektedir. Bu nedenle istekler ve duygularla ilgili akıl yürütmek, diğerlerinin akli durumlarını anlamak için destekleyici bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda zihin kuramı istekler ve duyguları anlamaktan, inançları anlamaya doğru bir gelişme göstermektedir (Wellman, Philips ve Rodriguez, 2000). Normal gelişim gösteren bireylerde zihin okumanın gelişimi bebeklikten itibaren ortaya çıkmakta ve yıllar ile birlikte ilerlemektedir (Hale ve Tager-Flusberg, 2005).

NORMAL GELİŞİM GÖSTEREN ÇOCUKLARDA ZİHİN KURAMI

8-12 AY: Çocuğun gülümseme, dil çıkarma, şaşırma gibi ifadeleri kullanabilmesi.

12 AY: Çocuğun, gördüğü bir nesneyi yetişkine göstermesi veya önce bir nesneye sonra bir yetişkine bakması

12-15 AY:Çocuğun, yeni bir oyuncağa vereceği tepki için annesinin yüzündeki ipuçlarını kullanması

9 -18 AY:  -mış gibi yapma, ör. muzu telefon gibi kullanma

18 – 30 AY:  Sevmek, bilmek gibi akli durum sözcüklerini kullanma

24 AY: Birinci düzey (basit) görsel perspektif alma “diğer bir kişinin neyi görebileceğini çıkarsama becerisidir”. Bu beceri 2 yaştan itibaren gelişmeye başlar.

24 AY: “Görme bilmeye neden olur” prensibini anlamaya başlar. Örneğin; 3 yaşına gelen çocuklar, kabın içine bakanla sadece dokunan iki kişiden hangisinin kabın içinde ne olduğunu bilebileceğini kolaylıkla gösterebilirler.

36 AY: İkinci düzey görsel perspektif alma nesnelerin diğer kişiye nasıl göründüğü hakkında çıkarsama yapabilme becerisidir. Bu becerinin gelişmesi biraz daha zaman almaktadır. (karşılıklı otururken çocuğa dönük resmi diğer kişinin ters gördüğünü anlama)

3 YAŞ: Gerçekle düşünce arasında bağlantı kurma, yani düşünce ve gerçekten yapılan arasındaki farkı ayırabilme; fiziksel ve zihinsel durumların farklı olduğunu anlama gelişir.

3 YAŞ: Bilerek ya da bilmeden davranışlar arasındaki farkı ayırt etme niyetli/amaçlı ya da istemeden/kazara olarak yapılan davranışların aynı sonuçlanabileceğini fark edebilme gelişir.

3 YAŞ: Birlikte durumların duyguları nasıl etkileyebileceklerini öngörebilme ve 4 yaşla birlikte de bir kimsenin nasıl hissedeceğini öngörürken isteklerini ve inançlarını göz önünde bulundurabilme becerileri gelişmektedir.

(Bu yazıda sadece ilk 3 yaş gelişimi verilmiştir, Zihin Kuramı Becerilerinin öğrenimi gelişimin farklı dönemleriyle birlikte ilerleyerek devam eder )

ZİHİN OKUMANIN ÖNEMİ

Sosyal davranışı adlandırmada zihin okuma önemli yer tutar. Karşımızdaki kişinin daha sonraki davranışını yordamak, anlamak sosyal iletişimi düzenleyici bir etkiye sahip olacaktır.

Başarılı iletişimde zihin okumanın oynadığı önemli rollerden biri de konuşmacının dinleyenlerin bilgi ve gereksinimlerini gözlemlemesidir; konuşmacı dinleyicilerin ne bilip bilmediklerini ve hangi bilgiyi onlara vermesi gerektiğini değerlendirerek konuşmacının iletişim niyetini anlayabilmelerini sağlar. Zihin kuramı becerisine sahip olanlarda; empati kurma, iç görü sahibi olma, başkasının fikrini ikna ederek değiştirme, aldatma gibi birçok fonksiyonu da vardır. (Howlin, Baron-Cohen, Hadwin, 2016)

OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞUNDA ZİHİN KURAMI

Otizmi olan çocuklar tipik olarak zihin okuma konusunda belirgin bir gecikme sergilemekte ve bu alanda normal gelişim gösteren yaşıtlarının sergilediği beceri düzeyine hiçbir zaman yetişememektedirler (Hale ve Tager-Flusberg, 1999). Otizm spektrum bozukluğunda yer olan kişiler kendi davranışlarının diğerlerini etkilediğini ve diğer bir kişinin zihin durumunun sosyal ilişkiyi sürdürmek açısından önemini kavramakta zorlanmaktadırlar (Paxton, Estay, 2007) (akt. Atasoy, S., 2008)

Howlin ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalar -her ne kadar normal gelişim gösterenleri yakalayamasa da- zihin okumanın otizmi olan çocuğa öğretilebileceği yönündedir. Bu konuda yapılmaya devam eden çalışmalarla her geçen gün öğretim teknikleri hakkındaki bilgiler artmaktadır.

Bir sonraki yazımız Zihin Kuramı denildiğinde akla ilk gelen değerlendirmelerden Sally-Ann Testi ile ilgili olacaktır.

Kaynakça:

  • Atasoy, S., 2008, Yüksek Fonksiyonlu Otistik Çocuklarda Çeşitli Bilişsel Özellikler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi,
  • Girli, A., Sabırsız, S., 2011, Otizm Tanılı Çocuklara Uygulanan ‘Resimlerle Duyguların Öğretimi’ Programının Etkililiğinin İncelenmesi, Ankara Üniversitesi, Özel Eğitim Dergisi.
  • Howlin, P., Baron-Cohen, S., Hadwin, J., 2016, Çev. Selin Atasoy, Otizmi Olan Çocuklara Zihin Okumayı Öğretmek, Nobel Yayınları, Ankara.
  • Uylaş, E., 2015, Otizm Spektrum Bozukluğu Tanılı Çocuklar İçin Geliştirilen Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programının Etkililiğinin İncelenmesi

Yard. Doç. Dr. Alev Girli’nin OSB’li Çocuklarda Zihin Kuramı Eğitimi sonrası edinilenbilgiler üzerine derlenmiş bir yazıdır.

Faydalı Kaynaklar:

Pragmatik Dil Becerisi Hakkında

PRAGMATİK DİL BECERİSİ (KULLANIM BİLGİSİ)

Çocuk dili öncelikle gereksinimleri ve arzularını tatmin etmede bir araç olarak kullanmak üzere öğrenir. Konuşmaları öncelikle istek belirtici (su ver, anne gel…vb) sonra durum belirtici (kuş var, top yok…vb) ya da bilgi belirticidir. Pragmatik dil becerisi (kullanım bilgisi), insanın gereksinimleri ve isteklerinin toplumsal kavramlarla biçimlenişi ve bunların toplum içinde diğer insanlarla iletişim ve işbirliği halinde doyurulabilmesine, dilin bu çerçevede öğrenilmesi ve kullanılmasına yol açar. Dilin pragmatik bileşeni içinde 3 önemli iletişim becerisi vardır:

     1.Dilin farklı amaçlar için kullanımı

  • Selamlaşma (merhaba/hoşçakal)
  • Bilgilendirme ( yemek yiyeceğim)
  • İstekte bulunma (bana kurabiye ver)
  • Rica etme (kurabiye verir misin lütfen?)
  • Söz verme (sana kurabiye getireceğim)

  2. Dinleyicinin ihtiyacına ya da duruma göre dilin değiştirilmesi

  • Bir bebekle yetişkinle olduğundan farklı konuşma
  • Konuyu bilmeyen dinleyiciye öncesine dair bilgilendirme yapma
  • Sınıfta farklı / oyun alanında farklı konuşma

 3. Hikaye anlatırken ya da sohbet sırasında kuralları takip etme

  • Sohbette sıra alma
  • Sohbetin ana başlıklarını takip etme
  • Sohbet konusunu sürdürme
  • Anlaşılmayınca açıklama yapma
  • Sözel/sözel olmayan işaretlerin kullanımı
  • Göz kontağı ve yüz ifadelerinin nasıl kullanıldığı

Bu kurallar kültürler arasında değişkenlik gösterebilir. Önemli olan iletişim kurulan kişinin kültürel kurallarını anlayabilmektir.

Belli birkaç konuda çocukların pragmatik becerilerini kullanmıyor oluşu anlaşılabilir bir durumdur. Ancak, sosyal dil kullanımı nedeniyle sıklıkla problem yaşanıyor ve çocuğun yaşın yaşına göre durum uygunsuzluk yaratıyorsa, pragmatik bozukluktan bahsedilebilir. Pragmatik bozukluk çoğunlukla kelime bilgisi ya da dilbilgisi sorunları da beraberinde getirebilir.

Pragmatik problemler çocuğun grup içindeki sosyal kabullenişini yavaşlatabilir. Aynı yaştan çocuklar pragmatik bozukluğu olan bir çocukla iletişimden kaçınabilir.

Konuya İlişkin Yayınlar

Kaynaklar

  • www.asha.org
  • Korkmaz, B., 2016, Asperger Sendromu, Romos Yayınları, sf 198-203.

 

Konuşma Sesi Bozukluğu Nedir?

Dil ve konuşma becerileri gelişirken her konuşma sesinin(harflerin) öğrenildiği belli bir yaş aralığı vardır. Bu yaş aralığı sonrasında sesin konuşma içinde uygun olarak üretilmesi bu sesin edinildiğinin göstergesidir. Topbaş, S.(2005)’ın ülkemizdeki çocuklarla yaptığı çalışmaya göre 3yaş 6aylık döneme kadar hece başı ve hece sonu pozisyonlarda bulunan tüm sesler (%90 oranda) çocuklar tarafından edinilmektedir.

Artikülasyon hataları çocuklar konuşmayı yeni öğrenmeye başladığında sıklıkla görülür. Bu süreçte:
arı     yerine;        ayı

kedi    yerine;       tedi

süt   yerine;        tüt

gibi hatalı kullanımlar görülebilir. Bir çok çocuk öğrenme sürecinin bir parçası olan bu hataları kısa süre içinde düzeltecektir. Normal gelişim sınırları dışında (3,5 yaş sonrasında) artikülasyon hatalarına devam eden çocukların mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Fonolojik bozuklukta görülen hatalar da artikülasyon bozuklukları gibi anlaşılırlığı etkiler. Ancak fonolojik bozuklukta hata örüntüleri daha karmaşık ve kimi zaman tutarsız yapıdadır. Mutlaka uzman dil ve konuşma terapisti tarafından çözümlenmesi gereklidir. Bu hata örüntülerinden bazıları;

  • önleştirme, (kedi yerine tedi)
  • artlaştırma, (taş yerine kaş)
  • seslerin yer değiştirmesi, (askı yerine aksı)
  • hece/ses yitimi,(dondurma yerine doduma)
  • benzeşim işlemleri, (portakal yerine popapay)
  • duraklaştırma, (gar yerine kar)
  • akıcıların değiştirilmesi (salı yerine sayı) gibi

çok sayıda hata örüntüsü beraber ya da tek başına bulunabilir. Buradaki hata örüntülerini detaylandırırsak;

Hece/ses yitimi vurgulu veya vurgusuz bir sözcüğü oluşturan hecelerden birinin söylenmemesi, silinmesidir.

  • /telefon/    yerine          /tefon/          

Seslerin yer değiştirmesi: Sözcüğü oluşturan ünsüzlerin (veya hecelerin) birbiri ile yer değiştirmesidir.

  • /şemsiye/     yerine      /şesmiye/    
  • /reçel/          yerine     /leçer/

Dil ve konuşma terapisti çocuğun yaptığı hata örüntüsünü değerlendirir ve buna göre bir terapi planı hazırlar. Terapi programının sürdürülmesi ve ailenin terapistle işbirliği içinde olmasıyla çocuk daha kolay, hızlı biçimde doğru üretimi yapabilecektir.

Terapinin Önemi

Konuşma sesi bozukluğuna sahip çocuklarda konuşma anlaşılırlığı düşük olduğu için bu çocuklar okul öncesi dönemde akranlarıyla iletişim problemleri yaşamakta, ilköğretimin ilk yıllarında ise akademik olarak zorlanmaktadır. Bu durumda, konuşma sesi bozukluğu olan çocukların erken tespit edilmesi ve kısa sürede rehabilite olmaları önem taşır.

Konuşma anlaşılırlığı düşük olduğu fark edilen bir çocuk mutlaka uzman dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirme almalı, terapistin belirlediği sıklıkta terapiye başlamalıdır.

NOT: Değerlendirme aldığınız kişinin Dil ve Konuşma Terapisti olup olmadığı hakkında mutlaka ön araştırma yapınız. Sertifika ya da kısa süreli eğitimlerle terapi yaptığını iddia eden kişiler konusunda dikkatli olunuz. Dernek üyesi tüm terapistlere ulaşmak için www.dktd.org adresini inceleyebilirsiniz.

      Faydalı Olabilecek Yayınlar

      Kaynaklar

  • Ege, P., 2010, Türkçe’deki Ünsüzlerin Edinimi: Bir Norm Çalışması, 25(65), s.16-34, Türk Psikoloji Dergisi.
  • Topbaş, S.(ed.), 2005, Dil ve Kavram Gelişimi, Kök Yayıncılık
  • www.asha.org